Kemoterapi yakında tarihe mi karışacak?

 

Bugüne kadar insanlığın geleceğine ilişkin öngörülere dayanan birçok makale okudum. Sağlıkla ilgili 2050 yılı öngörülerinde insanlığı bekleyen en büyük felaketler arasında ya antibiyotik direnci vardı ya da Bill Gates’in de en büyük korkusu olan, 250 günde 33 milyon insanı öldürebilecek salgın hastalıklar…

Bugünlerde ardı ardına gelen “kansere akıllı ilaçlarla çözüm” haberlerini görünce kafamda puzzle’ın parçaları yavaş yavaş birleşmeye başladı. Demek ki, geliştirilecek tedavi yöntemleriyle gelecekte kanser insanlık için bir tehdit olmayacaktı. Gerçekten öyle mi ?

Gelin, konuyu biraz daha yakından irdeleyelim…

Kanserle mücadele etmenin dört yolu var: Ya kanserli dokuyu cerrahi yöntemle alırsınız veya diğer 3 yöntemle yok edersiniz. Radyoterapi tümörü radyasyonla hedefleyip ortadan kaldırır. Kemoterapi , vücuttaki kanserliler de dahil tüm hızlı çoğalan hücreleri zehirlemek için kimyasal maddeler kullanır. “Hedeflenmiş tedaviler” ise adı üstünde kanser hücrelerine özel olarak tanımlanır. Tüm bu tedavi yöntemlerinin birçok kanser türünden kurtulma şansını artırdığı bir gerçek. Ancak gelişen teknoloji ve modern tıbbın sağladığı olanaklarla birlikte bu yöntemlere bir yenisi daha eklendi. Amerikan Klinik Onkoloji Birliği’nin bu yılki toplantısında ilk kez açıklanan immüno-onkoloji.

Bu yeni tedavi yöntemi kanserli hücrelere doğrudan saldırmıyor, yerine bağışıklık sistemini bunu yapmaya yöneltiyor. Çünkü ilaç geliştirme firması Medimmune’dan Edward Bradley’e göre, kanser vücudun savunma sistemine şu 3 stratejiyle saldırıyor: Birincisi, kendisini vücuda bağışıklık sisteminin tanıyıp yok edemeyeceği bir şekilde tanıtmak. Diğeri, görevi kanserli hücreleri yok etmek olan T hücrelerinin özelliklerine bürünüp gizlenerek, hastalığı yaymak için onlarca yıl fırsat kollamak. Son olarak da bağışıklık sisteminde fark edilmemek için tüm yolları denemek.

İlaç firmaları harıl harıl çalışıyor

Amerikan Klinik Onkoloji Birliği’nin toplantısında firmaların çoğu, özellikle ikinci yönteme odaklanmış tedaviler konusunda umut vadettiler. Birçok tümör hücresinin yüzeyinde “kontrol noktası proteinleri” denilen proteinler bulunuyor. Bunlar T hücrelerinin üzerindeki bağlayıcı moleküllere bağlı olarak yaşıyorlar. İşte tedaviler de, bağışıklık sistemini tümörü yalnız bırakmaya ikna etmek için bu proteinlerin kullanılması esasına dayanıyor. 2011 yılında ilaç firması Bristol-Myers Squibb, bu aldatıcı kontrol proteinlerinden birine bağlanabilecek CTLA-4 adlı bir antikor buldu. Yervoy adı verilen bu antikorla kontrol proteinlerinin bağışıklık sistemini kandırmasının önüne geçmek istiyorlardı. Antikor, cilt kanseri türlerinin bazılarında başarılı oldu.

Geçen yıl başka bir ilaç firması Merck, benzer bir yöntemle PD-1 adlı kontrol noktası proteinini hedefleyen Keytruda adlı bir antikor geliştirdi. Bir yıl sonra Keytruda verilen hastaların yüzde 74’ü hâlâ yaşarken, Yervoy’da bu oran yüzde 58’de kaldı. Bristol-Meyer Squibb bunun üzerine başka bir PD-1 antikoru olan Opdivo’yu geliştirdi. Roche ve AstraZeneca da benzer tedavilere odaklandılar.

Yapılan testler, Keytruda’nın bazı bağırsak ve baş-boyun arası kanser türlerinde başarılı olduğunu gösterdi. Opdivo en yaygın akciğer kanserinde ve karaciğer kanserinde umut verirken, mesane ve böbrek kanserlerinde de olumlu sonuçlar alındı.

Son safhadaki akciğer kanseri vakalarında kemoterapinin başarı şansı yüzde 5’ken immüno-onkoloji ilaçları bu oranı yüzde 20-30’a kadar çıkardı. Tabii araştırmalar henüz sürüyor.

Tedavi çok pahalı: Hasta başına maliyeti 130-150 bin dolar!

Bu yeni tedaviler umut verici görünüyor ancak maalesef henüz çok pahalılar. Yervoy’un bir hastaya maliyeti 130 bin dolarken, Opdivo’da bu rakam 150 bin dolara çıkıyor. Tek umut, piyasaya yeni ilaç firmalarının girerek rekabeti artırması ve fiyatların ucuzlaması.

Şu anda dünyada her yıl kansere yakalanan yaklaşık 12 milyon kişiden 7 milyonu yaşamını yitiriyor. Bir rapora göre, eğer önlem alınmazsa 2020’de hastalığa yakalananların sayısı 17 milyona, ölenlerin sayısı ise 10 milyona ulaşacak.

Kanseri tedavi etmek için dünyada yılda yaklaşık 1 trilyon dolar harcanıyor. Türkiye’de ise bu rakamın 2.6 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor. Öngörüler; 5 yıl içerisinde ilaç firmalarının geliştirecekleri “kanser türüne özel, akıllı ilaçlar”la kemoterapiden tamamen vazgeçecekleri yönünde birleşiyor.

Umalım da bu süreç daha da hızlansın ve yukarıda anlattığımız teknolojik gelişmelerle kanserden ölümler tamamen ortadan kalksın…

nuraytarhan@iyiliksaglik.net

 

nuraytarhan@iyiliksaglik.net