21. yüzyılın sihirli değneği: CRISPR-cas9

21. yüzyılın sihirli değneği: CRISPR-cas9

Kim bilebilirdi ki, ilk kez 1987 yılında E.coli bakterisinde rastlanan CRISPR’ın bir gün dünyayı değiştireceğini. Clustered regularly interSpaced palindromic repeats (CRISPR) yani düzenli aralıklarla bölünmüş palindromik tekrar kümeleri. Kısaca DNA’da yaklaşık 35 baz çifti uzunluğunda bir dizinin belirli aralıklarla 4-5 kez tekrar etmesi olarak da açıklayabiliriz. Bu adı 2002 yılında Hollandalı bilim insanları önerdiler, sürekli bu tekrarlarla birlikte bulunan genlere de “CRISPR ile ilişkili genler” anlamına gelen Cas genleri adı verildi.

Gen testleri ucuzladı

O tarihten bu yana genetik biliminde kaydedilen gelişmeler ürkütücü bir boyuta ulaştı. Maliyetin düşmesinin de bu ilerlemedeki rolü büyük elbette. İnsan genomunun dizilimi için 2001 yılında 3 milyar dolar gibi ütopik rakamlardan bahsediliyordu.  Daha bundan 5 yıl önce Steve Jobs, pankreas kanseri yüzünden ölmeden önce DNA dizilimini öğrenmek için 100 bin dolar ödemişti. Ancak bu testi bugün sadece 1000 dolara yaptırmak mümkün. Hatta uzmanlara göre 2022’de bu tür gen testleri kan testinden bile daha ucuz olacak. Hatta Helix gibi bazı şirketler, ev tipi gen testleri için düğmeye bastılar bile. Helix’in National Geographic’le birlikte geliştirdiği, kullanıcının soy ağacını öğrenebildiği Geno 2.0 testini bugünlerde 149 dolara almak mümkün.

Bu konudaki en ilginç ve ürkütücü gelişmelerden birisi de genetik teknolojisinde CRISPR’la elde edilen ilerlemeler. Cas9 enzimi kullanılarak RNA molekülünün DNA bölgesine yönlendirilip genlerin silinip eklenebileceği anlaşıldı. Üstelik bu iş laboratuvarda 30 dolar gibi düşük bir maliyete yapılabiliyor. Böylece DNA’dan istenmeyen bölümleri keserek genetiği değiştirilmiş canlılar, hastalıklardan arındırılmış insan embriyoları üretmek, en önemlisi de bugüne kadar tedavisi mümkün olmayan birçok hastalığı tedavi etmek mümkün olacak.

Çinliler kanser tedavisine başladılar bile 

Çin’in bir süredir embriyolar üzerinde CRISPR-cas9 tekniğini kullandığı biliniyordu. Ancak geçenlerde Sichuan Üniversitesi’ndeki araştırmacıların kanseri yenmek için CRISPR-cas9 gen tekniğini hasta üzerinde kullandıklarını açıklaması dünyada şok etkisi yarattı. Metastaz yapmış akciğer kanserini tedavi etmek için kullanılan yöntem başarılı olursa Chengdu’daki Batı Çin Hastanesi’nde sıralarını bekleyen 10 hasta üzerinde de uygulanacak. Ekibin başındaki onkolog Lu You, hastanın kanındaki bağışıklık sistemi hücrelerini alarak CRISPR-cas9 tekniğiyle istenmeyen gen kodlarını ayıkladıklarını, modifiye ettikleri hücreleri yeniden hastaya enjekte ettiklerini söylüyor. You’ya göre bu hücreler kanseri yok edecek. ABD’de de mesane ve prostat gibi bazı kanser türlerini tedavi etmek için birçok klinik çalışmalar yapıyor ancak henüz ne onay alabildiler ne de fon bulabildiler. Ancak bazı ülkelerde böyle bir kısıtlama yok. Örneğin, Japonya’da bu tür testler için onay alınması gerekmiyor. İngiltere’de de embriyo üzerinde bazı testlere kısıtlı da olsa izin veriliyor.

Öyle ya da böyle, CRISPR’la bir gün birçok hastalığın tedavi edileceğini görmek için müneccim olmaya gerek yok. Ayrıca bu tekniğin ekolojik dengeyi korumak için yararlı olacağı yönünde sinyaller de yok değil. Örneğin, genetiği değiştirilmiş kısır sivrisineklerle birkaç yıl içerisinde sıtmanın ortadan kalkması işten bile değil ya da denizlerdeki saldırgan yosunların frenlenmesi. Bu konuda tek bir etik endişe var; o da insan ve hayvan genetiğinin değiştirilerek geri dönüşü mümkün olmayan yeni türlerin yaratılması. Pandora’nın kutusu açıldı bir kere, bekleyip göreceğiz…

 

nuraytarhan@iyiliksaglik.net